hicabi bey’in masumiyet müzesi / içinde tıp tıp gezer fındıkfaresi

masumiyet: dünyayı bilmem de şu bizim yalnız ve yanlış ülkemizde müzesi olan tek soyut kavram. faniler aleminde esasen bir rivayetten ibarettir diyebiliriz masumiyetten için. galibiyetten dem vurup duran bir mağlubiyet hali de desek yeridir mi yeridir. insan olmaya mahkumiyet bahsinde bir iyi hal indirimi desek? karşısına şakkadanak bu masum kavram çıkınca insanın endazesi şaşıyor böyle işte, kusura kalmayınız muhterem kariin.

hayvanatla insanatı ayırdetmemizi sağlayan tek bir farka işaret ederek otobana girelim tekrar efenim. nedir o mucizevi fark? öleceğinin bilgisi… ah ki ah, masumiyetin yitimi bu bilgiyle, ölüm bilinciyle gerçekleşir. bundan ötürüdür ki babanızın, annenizin, alfons dö la abuzittin emicenizin imamın (ya da rahibin, hahamın, her neyse işte) cadillac’ına bindiğini gördüğünüz yahut işittiğiniz an, maatteessüf, çocukluk çağınızın da cenaze arabasının kasasına atladığına delâlettir. ondan sonra gelsin dalâlet, anasını satayım! (gördüğünüz üzre bazen tek bir harf ne feci sonuçlara yol açabiliyor.)

demek ki neymiş? insan tabir edilen mahluk, ancak ve sadece dört durumda masumdur: 1) sabi sübyanken, 2) kıçında pireler uçuşurken, 3) sevişirken (bazı anlarda ve bazen olmak kaydıyla) ve bir de 4) mevta mertebesine yükselmişken. bundan ötesi şam’da esed.

iyi de sadecene canlıların masumiyeti mi bahse değerdir? n’ayır nalan. evlerin, şehirlerin, aşkın, hayatın, ölümün, dünyanın masumiyetinin canı patlıcan mı? o halde bunların masumiyetinin nasıl sırra kadem bastığına da şöyle ufaktan bi dokunsak fena olmaz. meselâ bir şiirimde yumurtlamışım ki, “ağaçların evlerden daha yüksek olduğu zamanlar… dünya daha masumdu.” yalan mı ha, deyin hele bi. evler meselâ, insanlar kapıdan adım attıkları anda masumiyet gitti gider ve artık yalnızca behçet hocamızın şiirlerinde masumiyetin düşünü kurar ev dediğin. şehirlerin masumiyeti daha da karmaşık bir mes’eledir, burada dalmayayım bu derin mevzua. aşkın masumiyeti? ahah, o kolay: hesap kitapla birlikte ölür aşkın masumiyeti, ölünce aşkı da beraberinde götürür. dünyanın masumiyeti, ilk insanın sahneye çıkışıyla birlikte tuzla buz oldu. yine de adem’in soyu dünyanın masumiyetini tümden bertaraf etmeyi başaramadı çok şükür –en azından şimdilik diyelim. hayatın ve ölümün masumiyetine gelince… ikisi aslına bakarsanız aynı şeydir: varoluşun tek yumurta ikizleri olmanın getirdiği keyfiyet.

çoktandır dandiklopedimize yeni madde eklemediğimiz içün paslanmışız azıcık. affola. bu kez örnek cümlemiz aynı zamanda bir bilmece olsun, hadi bakalım on saniyede cevaplayın: “neyin alternatif maliyetidir masumiyet dediğiniz?”

Reklamlar

There are no comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: