hicabi bey ff mahallesinde salyangoz satarkene

friendfeed: pakize suda’nın tabiriyle “internetcan”ların sosyalizasyon ortamlarından biri. ben pek geç keşfettim. arkamdan ittiler havuza, lâkin sormadılar havuz problemi çözmesini bilir misin diye. havuzu dolduracak vanayı açıyorum, terkos suyu ip gibi akıyor ama tahliye deliği fil hortumu gibi mübarek, nasıl çözeyim ben bu problemi. bi kere girmiş bulunduk sınava, boş kağıt verip de çıkamıyorum aq. üstüne üstlük, twitter alemine de aktık marifetmiş gibi. fekat ben bu twitter şeysini “az önce sıçtım. çetin altan’ın tahkiye ettiği üzre kol gibiydi. bu olgunun muhtelif tarihi, içtimai, iktisadi sebepleri vardır.” şeklinde özyaşamöyküsel kesitlerle doldurmak istemiyom. laforizmik manevralarla felan kendimi eğliyorum, o kadar. ff’e gelince, orada da bi halt ettiğim yok pek. üj bej layklama, bir iki laklak yetiyor, fazlası bünyeye zarar. ha bi de bu blog yazılarının haberi çıkıyor orada ki o beni illet ediyor işte. çünkü millet zahmet buyurup da buralara kadar gelip yazıları okusa bile ayağına diken batan karga misali oraya koşar adım dönüp “beğendim” deyu layklama yapmakla iktifa ediyor. ulan laykından bana ne, insan kapımızı çalmışken hiç değilse beğenmedim diye iki satır karalasa dili mi kopar yani, o kadar mı değerimiz beş para? sonracığıma, burada biz bizeyiz neticede, dostlar alışverişte görsün de yapmıyoruz; hem birbirimizi çeşitli yönlerimizle olabildiğince bir bütün olarak tanımaya çaba sarfediyoruz, hem de hayata bakışımız, kişiliğimiz, beğenilerimiz, tutumlarımız, şuyumuz buyumuzla duruşumuzu, rengimizi adam gibi belli edebiliyoruz. orada yok öyle şey. zırt bi afili cümle. pırt bi görsel. oldu da bitti maşallah. ve gelelim zurnanın son deliğine. burada karakterinden ve dünya görüşünden hazzetmeyeceğim zevatla vakit öldürmek gibi manâsız işler peşinde koşmuyorum. orada öyle değil, kurda kuşa yem olmanız an meselesi. ne gerenk var, zaten “gerçek” hayatta uzak durmak için elden geleni yapıyorum o tiplerden, kendi ellerimle sepeti doldurmak da neyin nesi oluyor. şimdilik aklıma gelenler bunlar muhterem kari. biliyorsunuz bu zımbırtıların ağababası “yüzkitap” dediğimiz ucube şey. ben işte ona bulaşmamayı başarabildim, kendimle gurur duyuyom. ha, unutuyordum söylemeyi: benim bu mendebur ff’den kazancım da olmadı değil, meselâ özgür bey ve hakkı bey. ff’i öldürelim, hakkını yemeyelim.

bugünkü örnek tümcemiz inculazca. “friendfeed is a straw rick in deed, said mr. brown.”

hamiş: beni seven kuzucuklarım ff’den filan uzak dursun. huzur blogistanda!

Reklamlar

32 Yanıt

  1. Faruk Ahmet liked this.

  2. Dis cevap iz en ironi! Ve fekat bu hassasiyet için bir teşekkürü borç bildim efenim.

  3. …Ve de içimden geldi şinci, bu hassasiyetiniz için sizi de Hicabi Bey’in kontenjanından hediye kur’asına dahil ediyorum sevgili Faruk Ahmet Bey. (Yalnız bunun için bu meşazımdan haberdar olmanız gerekmekte tabii kine!)

  4. Oooo, erken kalkan gerçekten malı götürüyormuş desenize 🙂 Müteşekkiriz.

  5. ben de faruk ahmet’i like’lıyorum. buradan like yapmak fikri süper olmuş:)

    sevgili hafif abi,

    ne yalan söyleyeyim, elim ff’de like tuşuna uzandı ama son anda frenledim kendimi. nasıl bir korku salmışsınız biz gariban ff’lilerin yüreğine. ahh! peki öyle olsun ff kaka, ama hiç düşündünüz mü benim gibi doğru dürüst mekanı olmayan homeless tiplere şimdilik yuvalık yapıyor. ff benim karton evim.

  6. Efenim ben zaten buralarda da “beğendim”ler karşısında ne halt edeceğimi şaşırıyorum, utanıyorum. Benim gönlümde yatan arslan, “beğendim/beğenmedim”den ziyade yazıların okurcuk tarafından yeniden-üretimidir. Bu da yorumlarla bal gibi de olabiliyor yani.

    Size gelince… Kış geldi. Sıcak mazgallar da idare etmez ki bu soğukta insanı… Lütfen sıcak bir yuva edinin kendinize. Böyle olmaz.

  7. he he. artık benim işim zor. resmi bir adres edinsem bile, sokaklardan kendimi alamıyorum. içimdeki bukowski silkelendi, kendine geldi.

    bu arada blog yazıları, okurcuk yorumlarıyla gelen üretim ve paylaşım konusundaki endişelerinize tabii ki katılıyorum.

  8. azıcık erken gelseymişiz bu “liked” şeysini yapacakmışım. twitterın da altını üstüne getirmişsiniz, gördüm siz yazmadan önce, bu ne lahana bu ne turşusu diye yorum bile bırakacaktım. ff yi de anlıyorum da bu twitterı hiç aklım almadı benim.

    kanımca ff yi yazı yazmayı ve okumayı seven güruh bırakacaktır bir süre sonra, yazmanın ve okumanın yerini tutabilemez ama sanki böyle hızlı bir “aklıma geldi” durumunda ya da okkalı bir küfür savurmak istediğimizde kullanabiliriz gibi.

  9. Evli Beyciğim,

    Twitter’da ne yapMAdığımı yazıda iyi anlatamamışım demek ki… Ben pek çok cıvıldağın yaptığını yapmayacağımı iyi bilerek girdim ona. Yani “az önce helâya girdim, birazdan kaşarlı tost zıkkımlanacağım, ay Görkem’i görünce bi fena oldum bi fena oldum” falan olmayacak benim Tw’ımda. Birkaç kelimelik yahut tek cümlelik bir nevi ultra-yoğunlaştırılmış yazılar diyebiliriz yapmak istediğime.

    FF’a gelince… Ben de sizin gibi düşünüyorum. Fakat az biraz farklı bakıyorum. Kanımca bunların işlevleri birbirinden tamamen ayrılacak bir süre sonra. O zaman FF’in bloglara zararı da asgariye inebilir gibime geliyor. Millet nasıl zaman buluyor o FF’de ömür tüketmeye anlamıyorum vallahi. Hele benim hiç bulaşmadığım, bulaşmayı aklımdan bile geçirmediğim Facebook kepazeliğine hiç akıl sır erdiremiyorum.

  10. twitter olayını ben de hiç anlamıyorum evli adam. çok da sevimsiz geliyor uzaktan. ama ünlüler filan takılıyormuş. belki de eğlencelidir:)

    • aglea hanım

      valla monica bellucci ablam da olsa sevimsiz. angelina joli de olsa belki bir bakarım. temuçin eseni kim n’apsın.

  11. Her 25 cıvıltı demetini toplu olarak SY’te yayımlasam nasıl olur aceba?

  12. Hafif Abicim,
    Allaaaşkına tivitırda mivitırda cıvıldaşmayınız, reca ediyorum.
    Aslanlar gibi Soğuk Yemek’iniz var, Hicabi Bey’den fırsat kaldıkça sesinizi duyurduğunuz şahane bi lugatiniz var. Ne işiniz var fifide, cıvıltı şeysinde yav?
    Bakınız bendenize iki gün yetti fifide, kendilerini terkettim bile. O kadar! (Ben de ne ayran gönüllü bir aldatmasevermişim hakkaten ha!)
    Neyse işte, budur maruzatım.

  13. Aglea’cığım,
    Şuradan size yalvarıyorum; evinize, blogunuza dönünüz!
    Yolunuzu gözlüyoruz.
    Madem yazıyorsunuz, fifiyi terkedin blog yazınıza dönün. Lütfen!
    🙂

  14. Bi denecik Çavdar Teyzem,

    Vallahi billahi FF’de eğleşmiyorum pek öyle. TW’ı ise çok spesifik bir amaçla kullanıyorum. Hem onu 25’er 25’er SY’e taşımaya da karar verdim. Ben blogistanlıyım, blogistanlı kalacağım, işte okkadar!

  15. Hem siz maddemizin hamişine dikkat etmemişsiniz sanırsam… Esas ben söylüyom öyle.

  16. Dikkat ettim, etmem mi?
    Olsun!
    Ben yine de söyleyeyim de, siz vicdan şeysi duyun!
    🙂

    Aglea’cığım da fifi’nin derinliklerinde kayboldu anlaşılan, çıt yok!
    😉

    • yok canım benim. ne ff’si. iş güç işte:) sen şimdi bakmıyorsun yani ff’ye hı. halbuki timuçin esen resmine bakıp durduk bugün ff’de. ebru ile:)

  17. yok yok, anladım sizin demek istediğinizi ve hatta sizin ultra yoğun cümlelerin kelime oyunlarıyla harmanlanmış halini de güzel buldum. fekat gene de kafam basmıyor benim bu işin bu kadar popüler nasıl olduğuna. bir nevi röntgencilik dikizcilik midir nedir. çok anlamsız yaw.

    ruhi su için buradan buyrun. ne güzel adamdı yaw.
    http://saritel.blogspot.com/search/label/ruhi%20su

  18. Evli Beyciğim,

    Bence de çok anlamsız. Ama birşeylerin boşluğunu doldurdu demek ki…

    Ruhi Su için bin teşekkür!

  19. Ama Twitter’ın İran olaylarıyla ilgili performansını da gözden kaçırmamak lâzım bu arada. Hiç umulmadık işlere de yarayabiliyor demek ki…

  20. koyan arkadaşa teşekkür etmek lazım metin bey, tam benim sevdiğim şeylerden koyuyor köftehor.

  21. Heh heh! Üçüncü şahıs ha!!!

  22. hah bakın o İran olayı çok güzel oldu yalnız. bir iletişim aracı olarak kullanılınca hakikaten son derece etkili, resmen haberleri oradan takip etti herkes.

    üçüncü şahıs evet. kimlik bunalımı çağımızın hastalıklarından biriymiş evet 🙂

  23. Seni kiniyorum abi ve evet sana laflar hazirladim!

    likelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelike
    likelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelikelike
    likelikelikelikelikelikelikelikelikelike .. ..

  24. Nerde bir hareket, bir kaynaşma, gelenek dışı bir cıvıldama var bir Pakize Suda çıkar bir Pakize Suda iner…

  25. o havuzun suyu beni bi sure sonra circir etti. onun icin ciktim.

  26. Aaaa! Suat Bey dostum, Maksimov kardeş ve Cüneyt Bey de kapımızı çalmış, ne güsel! FF’e boşuna mı gıcık kapıyorum nedir! Şaka bir yana, bu hız çağını sevmiyorum. Hız, insanlığı çürütüyor. FF de bana göre hızın cisimleşmiş hallerinden biri.

  27. Hız insanlığı çürütüyor lafının altına imzamı atabilir miyim? Süper.

  28. Ambulansların hızlı olması gerek, itfaiyenin de… Yavaşlık da az çürütücü değil hani… Hatta öldürücü, süründürücü, felçlendirici…

  29. Fazla hız gibi fazla yavaşlığın da bönleştirici bir etkisi olduğu doğru, belki de bu ikisi aynılaşıyor bir yerde. Fazla hızda durup kendine bakamazsın, fazla yavaş olunca kendine bakmaya halin olmaz belki. Yine de yavaşlığı yeğliyorum sanki, bir doğulu kafasıyla.

  30. Dogru soyluyon da FF de bi ihtiyaci hafiften karsiliyo be hafif abim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: