hicabi bey’in hızla geçiveren soluk lacivert gölgesi

gölge: hava, insanoğlunun varlığı diye özetleyebileceğimiz mel’aneti kuşluk vaktinin geçici rehavetinde tek başına temsil eden o uğursuz motorlu taşıt uğultularının kanattığı sessizlik ve dinginliğini, güngörmüş, soylu bir hanımefendinin, yılların kırışıklıklarla azar azar daha da güzelleştirdiği narin parmağına sade, süssüz, mütevazı bir gümüş yüzüğün çok yakışması gibi, yavrusunu sabah ziyafetine çağırıyormuşçasına ısrarla öten bir saksağanın gaklamalarıyla onarmaya, içerideki müzik setinden gelen kısık notalarla sarıp sarmalamaya çalışıyordu. arada neş’eli serçe cikciklerinin, mahalle köpeğinin aylak homurtusuyla bahçedeki minik taş havuzdan su içerken çıkardığı şapırtının kulağınıza çalınması da mümkündü. şöyle bir ıslatıp geçiveren ve sonra yerini önce çekingen ve solukken birdenbire parlaklaşan güneşin bir ağustos sabahına göre alışılmadık serinlikteki sarısına bırakan yaz yağmurunun asma yapraklarıyla oynaşırkenki tıpırtılarına kedinin balkondaki ayak sesleri karışıyordu. ah bu heyulâ şehir… onun milyon yıl önceki halini tasavvur ettim bir an. gümrah, sık ormanlarla kaplı tepeleri… yıpratılmamış, usul berraklığını yalnızca huzurlu bir gökmavinin gizleyebildiği, sonsuzluk hissi veren bir denizi… sonra yine milyon yıl sonraya döndüm kös kös. buraları, kesikli, beyaz, hızla akan bir şeride gözlerim takılı, terkettiğimi düşündüm. gölge, ağırdır. uzar kısalır ama ağırdır. bir şehirde gölgesi kalmak dedim, bir balkonda, bir asma dalında, bir kuşun ötüşünde, bir şehirde gölgesi kalmak…

“(ağırdır gölge. acıtmasın sırtını diye, o seni taşır.)”

Reklamlar

13 Yanıt

  1. Gittim, geldim, okudum, bir daha gittim geldim okudum. Cok guzel… Diyecek baska birsey bulamiyorum.

  2. Çok yaşayın Hafif abi.

  3. bu şehirde gölgem bile kalsın istemiyorum hafif abim, ben taşırım gerekirse. peki ya insanda gölgesi kalmak? hangi şehire gitsen… o da bana ar geliyor aman abim.

  4. bi de bazen içimden “abim benimmm” diye sarılmak geçiyor size. var olun.

  5. Teşekkür ederim. Sizler çok yaşayın. Ben yaşadığımı yaşadığıma sayıyorum.

  6. Valla Joa’ cım yazmış ya, benim de bazen içimden size gelip böyle,
    “Çok yalnızım be Atam” demek geçiyor. (Bknz: Komser Şekspir)
    Yalnız da değilim işin tuhafı.
    Bilmiyom anasını satıyım.

  7. Hicabi Beyciğim,
    Siz Hafif Abi’nin o başlık altı tanımlamalarına aldırmayın.
    Bildiğiniz gibi yazın maddelerinizi. Biz de okuyalım.
    O gölgenin izi öyle bir yerleşti ki…

  8. Talisman aplacım, valla ben de bilmiyom anasını satayım. Yalnız bildiğim bişiy var ki, o da halâ Hafif Abi’nizi adam yerine koyup “izlediğim biloklar” listenize eklemediğinizdir. Yoksam, serde Oblomovluk olduğu için midir? Müdür müdür müdür?

  9. Sevkili Çavdar teyzem, bi kere Hicabi Bey diye bir muhterem şahıs namevcut. Yok öyle biri. İkincisi, bugünlerde feleğim şaştı muhtelif sebeplerle. Neyi nasıl yazdığımı ben de bilmiyom ve de sizin gibi sonbahar tatiline çıkmak istiyom. Dönmek istemiyom.

  10. Bi de şimdi siz beni Hicabi Bey diye sözlük maddesi yazmaya kışkırttınız yav. Kışkırmıycam işte, kışkırmıycam.

  11. Hafif Abiciğim,
    Lütfen siz çıkın aradan. Biz okurcuklar Hicabi Bey’le başbaşa kalalım az bi yol.
    Siz de çok istiyorsanız kışkırın valla! 😉

  12. Off off vallahi de Oblomov’ luktan. Daha sizi ekliycem, Joa’ yı ekliycem, üşenip duruyorum..

  13. ah yakmasan iyiydi be abi. 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: