aşk (6): deniz kıyısında avlanan bir geyik avcısı yürümüş, yürümüş, derken büyük bir ırmağın ağzına varmış. bir ses duymuş orada: iç eriten bir ses türkü söylüyormuş. can kulağıyla dinleyen avcı türkünün sözlerini zar zor anlamış: gel, gel, / kimsesiz avcı, / hemen gel / akşam serinliğinde. avcı, ırmağın kıyısı boyunca, türkünün geldiği tarafa aklı başından [...]
‘Uncategorized’ Kategorisi için Arşiv
geyik avcısı hicabi bey
Nisan 14, 2012
laforizma hırgızı hicabi bey
Aralık 30, 2011
aşk (5): bir varken bir yokken, aşkın [g]azabıyla kulunuz neye uğradığını şaşırmış, olay mahallinden onyüzmilyonbin pare halinde uzaklaşmış, ve uğrun uğrun inanır olmuştu ol illete tutulmanın vereme tutulmaktan çok daha ölümcül olduğuna. onunçün de aşk bahsinin tarifini tam bir yenilmelere doyamayan pehlivan tefrikasına dönüştürecekken, kaderin büyük ünlü uyumuna ters düştüğü için türk dili tetkik cemiyeti [...]
binbir surat hicabi bey
Aralık 23, 2011
yüz: doksandokuzdan sonra gelen sayı diyeceğimi sanıyorsanız yanılmıyorsunuz; evek, o sayı işte. ikinci anlamı biraz karışık: surat, suret, sima, çehre gibi tilciklerle bir nebze yanına yaklaşabileceğimiz bişey. elbette bunlar yüzü açıklamaz, belki yanına yöresine götürür sizi. öyle her elirdiğiniz kelimeyi bir başka kelimeyle eşanlamlı sanmayın ilkokul bebeleri gibi; nüans diye bir hakikat var şu dünyada. [...]
patrona halil patronlara karşı
Temmuz 13, 2011
patron: burda dergisinin ortasından çıkar, ananelerimize ve annannelerimize göre faideli bir meşgale için elzem bi gereçtir. ikinci anlamı içinse sakallı bir amcaya başvurmak akıllıca olur. bu amca, sermaye düzenini ve sermayedarları yerden yere vurur, yamultur, fos çıkarır. esasen “boss” tilciğinin kökeni de işte bu “foss”tur. “boşş” ve “foşş” da buradan türeme tilciklerdir. güzide beldemizde patronlara [...]
birinci sınıf hicabi bey
Şubat 14, 2011
hayvan: kimilerine göre masumane, bana göreyse hainane bi küfür tilciği. insanmerkezcil bakışın hödüklüğünün tezahürü. beyinsiz, iradesiz, şahsiyetsiz, haysiyetsiz, haksız, hukuksuz, önemsiz, aşağılık mahlûkatın genel ismi. köle. uşak. serf. parya. hayat alanı yok. kafes, akvaryum, hayvanat bahçesi, ahır, kümes, laboratuvar vb mekanlara lâyık. senin istediğin şekilde ve istediğin kadar yaşar, sen istemezsen ölmek zorundadır. vurursun, döversin, [...]
hicabi bey’in vita kutusu
Şubat 11, 2011
hayat: o ki ad nauseam.* o ki bi kere tuttu mu kolundan bırakmaz. gel desen gelmez, git desen gitmez. arsız. hırsız. tekinsiz. o ki causa mortis.** yol biter ömrün bitmeyeceği tutar bazılarına. bi de “ömür” ile “hayat” nedense –aslında taammüden– pek karıştırılır. ömür, hayattan koparabildiğince kıl koparmanın birkaç onyıllık hikâyesinden başka bişey değildir. ömrün yetmiş [...]
trigonometrist hicabi bey
Şubat 9, 2011
aşk (4): lugatimizi bana kalsa tek bir maddeyle başlatır ve bitirirdim amma neylersin ki öyle lugat olur mu diye beni tefe koyar aziz milletimiz. yine de bak laf tükenmek bilmiyor bi türlü, mevzu aşk u sevda olunca. körlerin fil tarifine benzer aşkı tarif etmeye çalışmak, herkes görmek istediği yahut görebildiği yanını görüp tarif etmeye kalkışır. [...]
şeytan bunun neresinde? (hicabi bey’in anna karenina hanım’a tevcih buyurduğu sual)
Şubat 7, 2011
aşk (3): bu bahis sıktı mı aziz okurcuğum? bu son, valla bak (desem de inanma!). sözü freud, fromm, camus, malinowsky, lawrence, de beauvoir, sorokin gibi zevatın analizlerini derlediği “aşkın anatomisi” adlı kitabının önsözünden geniş bir alıntıyla –aralara bazı notlar ekleştirerek– psikolog krich’e bırakır ve sahneden çekilirim. lâkin evvelen derim ki, aşk, aslına bakarsanız, bir edinilmiş [...]
sevda tarlasına destursuz dalan / üçün birini alan hicabi bey
Ocak 27, 2011
aşk (2): kimileriniz biliyordur ey kariin, işbu lugat müellifinin büyük oranda aşka (ve aşk acısına) tahsis buyurduğu bir blogu var. orada (diğer bazı bloglarında da) lugatimizin boyunu aşacak ölçü ve çapta lakırdılara rastlamanız işten bile değildir. bu hususu böylecene not ettikten kelli, maddemize kaldığımız yerden, “aşkın ömrü bilmemkaç yıldır”, “aşk, feromonal bir olgudur”, “evlilik, aşkı [...]
hicabi bey lavabodalar efendim, sıçar sıçmaz size dönecekler
Ocak 20, 2011
lavabo: minibüs şoförlerinin “ba[ğ]yan”ından sonra resmi dilimize bu kez de şirket yöneticilerini asiste eyleyen kibarlık budalası genç hanımların attığı kazığın bilecik seramik fabrikalarında üç boyut kazandırılmış hali. esasında kibarcıklarımızın ilk kazığı değil bu, bi de “dönmek” fiili var, “abdürrezzak hötveren bey şu anda toplantıdalar” diye başlayan malum tümcenin yüklemi. “lavare” mastarından çekimlenen lavabo, latin illerinde [...]